“ İnsan daima hayallerinin sınırlarını aşmalıdır”
Uçmak;
Çocukken, kağıttan uçurtmalar yaptığımız delice peşinden koştuğumuz, ulaşılmazdı. Rüyalarımıza girdiğinde uyanmak istemediğimizdi bizim için, kuşlara imrenmedik mi her zaman?
Ellerimizin birlikteliğinden oluşturduğumuz ve gölgesinde uçmayı hissettiğimiz duyguydu evet çocukken başladı. Gökyüzünde hep aradık…
Uçmak;
Belki de tanımlaması en zor duygu ve anlatılması o kadar güç ki, hakkında o kadar da az eser var. Ve siz hayal gibi gözüken bu eserin bir anda besteleyicisi oluyorsunuz. Gökyüzünden doğayı görüyor, güneşin ışıklarının yüzünüze vurmasıyla, rüzgarın vücudunuzdan süzülmesini hissediyorsunuz.
“ Siz gökyüzüne kanat açtınız mı biz açtık.”
Bilinmeyenin çekimi; mücadele, risk ve zorluk içerir. Zaman geçirmenin dışında sıradanlığı aşan faaliyetler içten gelen bu uğraşıya zevk ve ilham katar. Beni çeken güç neydi? Sorusuna cevap, Karmaşık ve tanımlanamaz bir şey..
“ Bilinmeyenin çekimi”
Bazen ise elde ettiğimiz sadece zevktir. Fİzİki ve ruhi ödülü almak için her kez bazı şeyler yapar. Zaman , içerisinde ise kendi dersimizi öğreniriz.
“ Gökyüzünde ayrıcalıklı bir ortaklık elde ederiz.”
Tabiatın barışı, güneş ışıklarının ağaçlardan süzüldüğü gibi içimize akar, rüzgarlar bizim için eser, enerjimizi fırtınalardan depolarız. Dertlerimizde sonbahar yaprakları gibi uçup gider..
Riskleri tanıma ve kontrol etme , sabır, güven duygusu kazanma, doğru karar verme yetisi, sorun çözme kabiliyeti, analiz, ve dahası kazanacağımız ve geliştireceğimiz özellikler olur.
“ Bazı dersler öğretilemez yaşanması gerekir”
Hayal gücü cesaretin ötesindedir… Bizim orada yapacağımız ise cesaretimizi kullanarak bilgi ve öğretiyle uçmayı sağlamaktır.
“Özgürlüklerinizi ele geçirin”
Korkacağız evet ama unutmayız; Korku, yeri geldiğinde iyi bir uyarıcıdır. İç güdülerimizden ve bilgilerimizden yardım alırız. Bu onu kullanmayı sağlayacaktır. Zaten öğretilenler ihtiyaç duyacağınız her şey, verecektir.
Doğayı, rüzgarı, gökyüzünü farklı görecek esen rüzgar artık daha anlamlı olacak. Gökyüzü sizin için baktığınız bir yükseltiden ziyade bir yaşam alanı haline dönüşecektir.
Gidin ve yeteneklerinizi, neler yapabileceklerinizi görün. Gökyüzünün ortağı olun, güneşin doğuşuna oradan tanık olun. Ufuk çizgisine tepeden bakacaksınız.
“İki günü birbirine benzeyen ziyandadır.”
Uçun;
Hissedin, başka bir gözle görün. Uçun, bir eylemin size hissettireceklerini aslında düşüncelerinizin ne kadar derin olduğunu anlayın.
Eylül 2010,
Ölüdeniz, Babadağ 1700 m.
Serkan Çağatay